Menü

İnterstisyel Sistit Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

İnterstisyel sistit, mesane duvarında kronik inflamasyon ve ağrı ile karakterize edilen ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir ürogenital hastalıktır. Ağrılı mesane sendromu olarak da adlandırılan bu durum, mesane dolduğunda artan pelvik ağrı, sık idrara çıkma ihtiyacı ve gece idrara kalkma gibi belirtilerle kendini gösterir. Hastalık kadınlarda erkeklere göre beş ila on kat daha sık görülmekte ve genellikle otuzlu ila kırklı yaşlarda başlamaktadır. Tanı konulması ortalama dört ila yedi yıl sürebilen zorlu bir süreçtir çünkü belirtiler idrar yolu enfeksiyonu veya aşırı aktif mesane ile karışabilmektedir.

Hastalığın Patofizyolojisi

İnterstisyel sistitin kesin nedeni henüz tam olarak anlaşılamamıştır ancak birden fazla mekanizmanın birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Mesane mukozasını kaplayan glikozaminoglikan tabakasının bozulması hastalığın önemli bir bileşeni olarak kabul edilir. Bu koruyucu tabakanın zayıflaması idrar içindeki irritan maddelerin mesane duvarına penetre olmasına ve inflamasyona neden olmasına yol açar.

Mast hücre aktivasyonu interstisyel sistitin patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır. Mesane duvarındaki mast hücrelerinden salınan histamin, prostoglandinler ve sitokinler lokal inflamasyonu şiddetlendirir ve sinir uçlarının sensitizasyonuna neden olur. Nörojenik inflamasyon, otoimmün mekanizmalar ve epitelyal bariyer disfonksiyonu da hastalığın gelişiminde katkıda bulunan faktörler arasındadır.

Santral sensitizasyon kavramı kronik ağrı döngüsünün anlaşılmasında önemlidir. Uzun süreli periferik ağrı sinyalleri merkezi sinir sistemindeki ağrı işleme yolaklarını değiştirerek ağrı eşiğinin düşmesine ve normal uyaranların bile ağrılı algılanmasına neden olabilir. Bu durum hastalığın kronikleşmesinde ve tedaviye dirençte belirleyici bir faktördür.

Belirtiler ve Tanı

İnterstisyel sistitin kardinal belirtileri suprapubik ağrı, pollaküri ve noktüridir. Ağrı genellikle mesane dolduğunda artar ve idrar yapıldıktan sonra geçici olarak rahatlar. Hastalar günde on beş ila yirmi kez veya daha fazla idrara çıkabilir ve gece birkaç kez uyanabilir. Cinsel ilişki sırasında ağrı özellikle kadın hastalarda sık bildirilen bir şikayettir.

Tanı büyük ölçüde dışlama yöntemiyle konulur. İdrar yolu enfeksiyonu, mesane kanseri, endometriozis ve aşırı aktif mesane gibi benzer belirtiler gösteren durumlar dışlanmalıdır. İdrar analizi ve kültürü enfeksiyonun ekarte edilmesinde temeldir. Sistoskopi mesane mukozasının değerlendirilmesinde kullanılır; Hunner lezyonları veya glomerülasyonlar hastalığı destekleyen bulgulardır ancak her hastada görülmez.

Potasyum duyarlılık testi ve mesane dolum testi tanıda yardımcı olabilen ek değerlendirmelerdir. Ağrı ve işeme günlüğü tutulması belirtilerin objektif olarak değerlendirilmesinde ve tedavi yanıtının izlenmesinde faydalıdır. Hastanın günde kaç kez idrara çıktığı, her seferinde ne kadar idrar yaptığı ve ağrı düzeyi kayıt altına alınır.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Diyet modifikasyonu interstisyel sistit yönetiminin önemli bir bileşenidir. Asidik gıdalar, kafeinli içecekler, alkol, baharatlı yemekler, yapay tatlandırıcılar ve narenciye meyveleri belirtileri kötüleştirebilen tetikleyiciler arasındadır. Eliminasyon diyeti yaklaşımıyla potansiyel tetikleyiciler sırayla çıkarılarak bireysel tetikleyiciler belirlenir. Her hastanın tetikleyicileri farklı olabilir ve kişiselleştirilmiş diyet planı oluşturulmalıdır.

Stres yönetimi kronik ağrı döngüsünün kırılmasında kritik bir rol oynar. Stres sempatik sinir sistemi aktivasyonunu artırarak mesane semptomlarını kötüleştirebilir. Mindfulness meditasyonu, gevşeme teknikleri, yoga ve bilişsel davranışçı terapi stres ilişkili belirti alevlenmelerinin yönetiminde faydalı bulunmuştur.

Mesane eğitimi programları işeme aralıklarını kademeli olarak artırmayı hedefler. Başlangıçta mevcut işeme aralığına on beş dakika eklenerek zamanla mesane kapasitesinin artırılması amaçlanır. Pelvik taban fizyoterapisi pelvik taban kaslarındaki hipertonisiteyi çözerek ağrıyı azaltabilir. Myofasyal gevşetme, trigger point masajı ve biyofeedback tedavi bileşenleri arasındadır.

Oral İlaç Tedavisi

Pentosan polisülfat sodyum interstisyel sistit için spesifik olarak onaylanan oral bir ilaçtır. Mesane mukozasındaki glikozaminoglikan tabakasını onararak koruyucu bariyeri yeniden oluşturmayı hedefler. Etkisinin ortaya çıkması üç ila altı ay sürebilir ve uzun süreli kullanım gerektirir. Son yıllarda retinal toksisite riski nedeniyle düzenli göz kontrolü önerilmektedir.

Amitriptilin düşük dozda kullanıldığında ağrı modülasyonu, mesane kapasitesini artırma ve uyku kalitesini iyileştirme etkileri gösterir. Antihistaminikler özellikle hidroksizin mast hücre stabilizasyonu sağlayarak belirti kontrolüne katkıda bulunabilir. Gabapentin ve pregabalin nöropatik ağrı bileşeninin tedavisinde etkilidir.

İntravesikal Tedaviler

Mesane içine doğrudan ilaç uygulanması yani intravesikal tedavi oral tedaviye yanıt vermeyen veya ek destek gereken hastalarda kullanılmaktadır. Dimetil sülfoksit mesane içine kateterle uygulanan ve onaylı bir intravesikal ajandır. Antiinflamatuvar, analjezik ve kollajen çözen etkilere sahiptir. Haftalık seanslar halinde altı ila sekiz hafta uygulanır.

Hyaluronik asit ve kondroitin sülfat instilasyonları glikozaminoglikan tabakasının restorasyonunu hedefler. Lidokain ve heparin kokteylleri akut alevlenmelerde hızlı ağrı kontrolü sağlayabilir. Botulinum toksini mesane duvarına enjeksiyonu mesane kapasitesini artırarak ve ağrıyı azaltarak etkili olabilir ancak geçici idrar retansiyonu riski mevcuttur.

İleri Tedavi Seçenekleri

Konservatif ve farmakolojik tedavilere yanıt vermeyen dirençli vakalarda ileri tedavi seçenekleri değerlendirilir. Sakral nöromodülasyon implante edilen bir cihaz aracılığıyla sakral sinir köklerine elektriksel stimülasyon uygulayarak mesane fonksiyonunu modüle eder. Ağrı kontrolü ve işeme parametrelerinde iyileşme sağlayabilir.

Hidrodistansiyon anestezi altında mesanenin sıvıyla aşırı doldurulmasıdır ve hem tanısal hem de terapötik amaçla uygulanabilir. Bazı hastalarda geçici belirti rahatlaması sağlar ancak etkisi genellikle sınırlı sürelidir. Hunner lezyonları saptanan hastalarda lezyon fulgürasyonu veya lazer ablasyonu belirgin iyileşme sağlayabilir.

Çok nadir ve son çare olarak sistektomi yani mesanenin cerrahi olarak çıkarılması düşünülebilir. Ancak bu radikal girişim bile her zaman ağrıyı tamamen ortadan kaldırmayabilir çünkü santral sensitizasyon mekanizmaları periferik organın çıkarılmasına rağmen devam edebilir. Multidisipliner yaklaşım, hasta eğitimi ve destekleyici bakım interstisyel sistit yönetiminin temel prensiplerini oluşturmaktadır.

Hastaların destek gruplarına katılması ve benzer durumu yaşayan bireylerle deneyimlerini paylaşması psikolojik dayanıklılığı artırarak tedavi sürecine olumlu katkı sağlamaktadır. Kronik ağrı ile yaşamanın getirdiği duygusal zorlukların profesyonel psikolojik destekle yönetilmesi, hastaların genel yaşam kalitesini iyileştirmede tedavi planının bütünleyici bir parçası olarak ele alınmalıdır.